Kazan’ın 1552’de ele geçirilmesinden 1917’deki devrime kadar Rus İmparatorluğu her yıl 100 bin kilometrekare gibi inanması zor ölçüde büyüdü. 17. yüzyılda Rusları doğuya kürk ticareti çekti. İmparatorluk hazinesinin üçte biri bu yumuşak altın ile doluyordu. Rusya’nın sömürgeci genişleyişi ayı, vizon, samur, as, tilki ve su samuru avıyla oldu. Kürk avcılarının peşinden paralı Kazak askerler geliyordu. Sonra da kaleler inşa edip yerli kavimlerden haraç toplayan çarın askerleri. Ve onların hemen ardından da kilise misyonerleri.

(Y)Ermak’ın Sibirya’yı Fethi, Vasili Surikov, 1895.
İkon taşıyan ve misket tüfeğiyle ateş eden Kazak askerleriyle, okları, yayları ve davul çalan şamanlarıyla kafir kavim üyelerinin savaş sahnesi. Eser, 1582 yılında Kazak lideri Yermak Timofeyeviç ile Sibir Hanı Küçüm Han‘ın ordusu arasında gerçekleşen Çuvaş Burnu Savaşı‘nı tasvir eder.
Fotoğraf: https://tr.wikipedia.org/
Rusya, Asyalı sömürgeleri ile aynı toprakların parçasıydı. Avrupa steplerini Asya steplerinden ayırdığı kabul edilen Urallar, aslında bir dizi yüksek tepeydi. Rusya, kendini “Asyalı Öteki”nden ayıracak sınırı din ile çizdi. Rus zihninde dini sınır her zaman etnik sınırdan daha önemliydi. “Yabancı” için kullanılan kelime farklı inançlı anlamını, köylü kelimesi ise diğer Avrupa dillerindeki gibi toprak ya da taşrayı değil Hıristiyan kelimesini çağrıştırırdı. Çarın Hıristiyan olmayan bütün kavimleri, köken ve inançları ne olursa olsun, Müslüman, Şamanist ya da Budist, hepsi “Tartarlar” olarak adlandırıldı. Bilinçli olarak bir r harfi fazladan kullanılarak Yunanca cehennem (tartarus) anlamına gelsin istenmişti. Rusya’nın yeni fethedilmiş bütün topraklarını (Sibirya, Kafkasya, Orta Asya), “Şark tembelliği” ve gerilik ile eş anlamlı, birbirinden farklılaşmamış tek bir “Doğu” (Azyatşçina) olarak düşünme eğilimi vardı.
18. yüzyılda Kafkaslar, Hıristiyan batının eski bir parçası olmasına rağmen Müslüman doğuya ait sayılırdı. Oysa Gürcistan ve Ermenistan, Rusya’dan 500 yıl önce Hıristiyan olmuştu. 4. yüzyılda, Hıristiyan inancını benimseyen ilk devletlerdi bunlar.
Medeni dünyanın doğu sınırı olarak kabul edilen Urallar’ın doğusundaki Asyalılar, Ruslar tarafından ehlileştirilmesi geren vahşilerdi. Stepler, Rus zihninde doğudaki sömürgeci projeleri haklı çıkaracak şekilde vahşi, egzotik ve bakir alanlar olarak tanımlanmıştı.
Sömürgeci tutum, Sibirya’nın 18. ve erken 19. yüzyıldaki ekonomik düşüşüyle güçlendi. Avrupa’da moda akımlar değişmiş, kürk ticareti önemini yitirmiş, madencilik çalışmaları başarısız olmuştu. Sibirya, kürek cezasıyla, vahşi işkence ve acımasız bir hayatla eşanlamlı hale gelmişti. 19. yüzyıl elitleri için Sibirya, St. Petersburg, Moskova ve kendi mülklerine giden yolun hemen dışında başlıyordu!
Rusya, herhangi bir Batılı devlet kadar emperyalistti. Şark’a karşı, olağan Batılı üstünlüğüne ek olarak olağanüstü meraklıydı. Ruslar Asya ile ilişkili kendilerini Avrupalı olarak tanımlıyorlardı ama Batı’nın gözünde Asyalıydılar. Edward Said, Oryantalizm adlı kült eserinde Rusya’nın tutumundan hiç bahsetmemişti.
Yararlanılan Kaynak
Nataşa’nın Dansı, Orlando Figes, YKY, 2021. Sayfa 346-351.
Bir başka kaynak:
Inventing Siberia: Visions of the Russian East in the Early Nineteenth Century, M. Bassin, American Historical Review, c. 96, no. 3 (1991), s. 767.


Leave A Reply