
Barış Hareketi Ulusal Kongresi İçin Manifesto, Pablo Picasso, 1962.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, İstanbul, 2024.
İspanya ve Portekiz‘de liberal nitelikte anayasalar yürürlüğe konmuş, İtalya‘daki liberal ayaklanma Avusturya tarafından bastırılmıştı. 1830 yılındaki ayaklanmalar İngiltere‘yi de etkilemişti. 1832 yılında çıkarılan bir yasayla daha geniş bir temsil olanağı tanınmış, oy kullanma hakkı genişletilmiş, bu yasa büyük burjuvaziyi hoşnut kılmışsa da küçük burjuvazi ve işçiler genel oya geçilmesini, gizli oy açık sayım ilkesinin benimsenmesini, milletvekili seçileceklerde belli bir zenginlik düzeyine erişmiş olmak koşulunun aranmamasını savunmuşlar, 1830’larda İngiliz liberalizmi Avrupa devletlerini çok aşan bir düzeye ulaşmıştı.
19. yüzyılın temel ögelerinden biri ulusçuluktur. Ulusçuluk, yönetimsel bir birime sahip olmak isteyen herhangi bir coğrafi grubun bağımsız tek bir devlet kurma hakkıdır. Dayanışma duygusu, ulus varlığının temelidir. Bu duygu ortak bir dilden, ortak geçmişten, ortak kültürden ya da ortak çıkar ve tehlikeden doğmuş olabilir. İtalya’da, Almanya’da, Avusturya’da ve Macaristan’da ulusçu nitelikte hareketler görüldü. Prusya’nın Germen Konfederasyonu’nu yıkıp Alman ulusal birliğini kurması, Macaristan’ın Avusturya İmparatorluğu‘ndan bağımsızlığını alma mücadelesi gibi. Ulusçuluk, toplumların kendi geleceklerini kendilerinin saptaması yönü ile liberalizmin mantıksal bir sonucu olmuştur.
1848 Devrimi, 1830’dakinden çok daha belirgin bir biçimde 1789 Devrimi’nin ilkelerini sağlamlaştırmış, ekonomik ve toplumsal açıdan feodalizm büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. 189 190
Fransa’da 1848 Devrim hareketi en çok liberalizmden etkilenmişti. Prusya ise ulusçuluk akımının bayraktarlığını yapmaya başladı; ulusçuluk Fransa karşıtı, otokrasi karşıtı olmaktı; Napolyon’un yönetimine, Fransız kültürünün yüzyıllık üstünlüğüne isyan etmekti. 1800’lerden sonra Alman ulusal uyanışı temelde Napolyon ve Fransızlara karşı gelişti. Alman ulusçuların 1848 yılındaki çabaları başarılı olamadı, 20 yıl daha beklemeleri gerekti.
1848 Devrimi İtalyan Yarımadası’nda da bir ulusal birlik hareketi olarak ortaya çıkmış; yarımadanın en güçlü devleti Piemonte‘nin iki girişimi başarısız olmuştu.
Irkçı düşünceden de kök alan ulusçuluk ilkesi giderek ‘her ulus doğuştan hakkı olan isteklerini gerçekleştirmede özgür olmalı ve bu konuda hiçbir sınır tanımamalıdır’ anlayışıyla sömürgecilik ve emperyalizme dönüştü.
Liberalizm ve ulusçuluk gibi sosyalist düşünce de çıkış noktasını 1789 Fransız Devrimi’nden almıştır; liberaller özgürlük, demokratlar eşitlik, sosyalistler kardeşlik ilkesine bağlanmışlardır. Metternich ve Bastille eski düzenin simgesiydiler. Bastille’de liberalizm, Viyana’da ulusçuluk başarı kazandı; monarşi, tanrısal temelini yitirdi.
Yararlanılan Kaynak
Siyasi Tarih, Oral Sander, İmge Kitabevi Yayınları, 2003. Sayfa 188-195.


Leave A Reply