1950’li yıllar Soğuk Savaş’ın ve nükleer yarışın başladığı, SSCB’nin Macaristan’ı işgal ettiği, Süveyş çılgınlığının yaşandığı, halkların kendini güvende hissedemediği yıllardı. Bu yıllarda, ülkelerinin sosyopolitik düzenine, İngilizlerin yedi sınıflı sosyal sınıflaşmasına, orta ve üst sınıfların dürüst bulmadıkları tavırlarına ve duyarsızlığına karşı çıkan, Kızgın Genç Adamlar adlı Britanyalı yazarlar kuşağı, genelde orta ve alt gelir gruplarının üyesi olan entelektüellerdi. Bir kısmı devlet bursu ile, bir kısmı Oxford’da okumuştu. 1944 yılında kabul edilen eğitim yasası ile işçi ailelerinin parlak, kararlı çocuklarına da üniversite kapısı, dolayısıyla üç-dört sınıf atlama imkanı açılmıştı. Bu çocuklar yeni bir “sınıf” oluşturmuşlar, ırk, cinsiyet, sınıf, gelir farklarının yarattığı tüm ayrımcılığa karşı durmak için ellerinden geleni yapmaya başlamışlardı. Medya bunlara, 1951’de yayımlanan Leslie Allen Paul’un kitabının adından ilhamla Kızgın Genç Adamlar adını vermişti. Philip Larkin, John Wain, John Braine, John Osborne, Stuart Holroyd, Kingsley Amis gibi edebiyatçılar ile onların eserlerinde adı geçen bazı karakterler (Amis’ in Jim Dixon’ı ve Osborne’un Jimmy Porter’ı) bu grupta yer alıyordu. Berbat buldukları İngiliz filmlerine, İngiliz tiyatrosunun hafif, aptal buldukları oyunlarına, İngiliz elitinin asalete, Canterbury Psikoposluğu’na, BBC’ye olan yaklaşımına kızgındılar. Bütün bu kızgınlıkları ile kendilerine özgü edebi bir tarz yarattılar. Biz bu tarz ile, sizlerle daha önce (6 Nisanda) paylaştığımız, ama 20 yıl farkla ve ABD’deki Raymond Carver’ın Kirli Gerçekçiliği arasında bir yakınlık bulduk. Belki de yazarların özgeçmişlerinin benzerliği faktörlerden biridir. Oğul Martin Amis bu tanıma daha da yakın.
Sir Kingsley William Amis (1922 – 1995), Kızgın Genç Adamlar’ın Oxford’lu olanlarından. İkinci Dünya Savaşı sırasında ordudaymış.
Edebiyata şiirle başlamış ama kariyeri roman yazarlığıyla ve akademisyenlikle biçimlenmiş. Princeton Üniversitesi’nde, Cambridge’de ders vermiş. Onun için “yirminci yüzyılın ikinci yarısının en iyi İngiliz komedi yazarı” nitelemesi yapılmış. İletişim Yayınları’ndan çıkan Talihli Jim (1954) yazarın ilk romanı. Romanda, İngiltere’de İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında oluşan kültürel, sosyal ortam, yazarın ün kazanmasını sağlayan ironik bir üslupla yansıtılıyor. Taşradan kente gelen roman kahramanı Jim Dixon ise Kızgın Genç Adamlar üyeliğine kabul edilmiş. Üniversite yönetimi, profesörler, öğrenciler, akademik dergiler, sosyal sınıflar arasındaki ilişkileri yansıtışıyla “Talihli” Jim gerçekten de bu üyeliği hak ediyor.Bu roman Amis’e modern edebiyatın en çok okunan yazarlarından biri olma unvanını kazandırmış. 1990’da şövalyelik ünvanı almış, ölümünden bir yıl önce son romanı yayımlanmış. Son romanı Her İkisini Birden Yapamazsın, Telos Yayıncılık’tan 1999’da çıkmış.
Kingsley Amis’in oğlu Martin Amis (1949) de babası gibi yazar ve akademisyen olmuş. Ama çocukluğunun babasınınkinden farklı geçtiği kesin. Oxford ve Cambridge’de büyümüş. Tam bir Oxfordlu: orada doğmuş, orada büyümüş, orada okumuş ve Oxford Üniversitesi’ni birincilikle bitirmiş. Ama eserlerindeki diyalogları argo da içeriyor. Okuduğum iki kitabı Gendaş Kültür’den Başarı ile YKY’dan Görüş Evi. Her ikisini de zevkle okudum. Ensest, tecavüz, kürtaj, aristokrasi, faşistlerle savaşıp faşist olanlar, antisemitizm, Gulag, kölelik, terör, 2004 Kuzey Osetya katliamı/1999 Columbine felaketi/Dubrovka 2002 gazı/ 1982 Salang Tüneli faciası, savaş sonrası SSCB ile Almanya karşılaştırması, çarlar/Stalin/Brejnev/Putin, devletlerin ödemesi gereken kefaretler hakkındaki derinlere inen tespitleri, kurduğu bağlantılar bana çok özgün ve çarpıcı geldi. Kendisini sevmeyenler bile büyük bir yazar olduğunda hemfikir. “Britanya edebiyatının en Amerikalı yazarı” tanımı, hem pozitif hem negatif anlamda kullanılıyor. ”İngiliz edebiyatının korkunç çocuğu” ünvanını ise sürekli birilerine sataşması ile edinmiş. Mesela Coetzee için “Hiç zevk vermeyen bir yazar” demesi gibi. Son zamanlarda “gümüş tsunami” diye adlandırdığı yaşlıların sayısının artışından kurtulmak için Londra’da köşe başlarına ötenazi kulübeleri açılmasını istemiş ve büyük tepki çekmiş. Son kitabı Hamile Dul ile kötü eleştiriler almış, yine son dönemde yazdığı öyküsü Muhammed Atta’nın Son Günleri ile de tartışmalara yol açmış, okunması gereken bir yazar.
Cuma günü de bir ana/kız yazar ikilisini paylaşacağız.



Leave A Reply