
Tayvanlı fotoğraf sanatçısı Lin Yung Cheng, kadın bedenleri üzerine çizdiği çizgiler ve yaptığı işlemlerle kadınlık hallerine dair yarattığı kavramsal dünya ile toplumsal normlara güçlü bir eleştiri getiriyor.
Fotoğraf: Instagram
Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı ve ailesinin ona itaat etmesi gerekirdi. Evi karısı idare eder, evdeki diğer kadınların günlük yaşamını da denetlerdi. Han Hanedanı döneminde (MÖ 206- MS 220) soylu kadınlar dış dünyadan uzak tutulurdu. Evlerinin gözetleme kulelerinden sokağı seyredebilirlerdi. Song Hanedanı dönemine kadar (960-1279) kadınların özgürlükleri fazla artmadı.
Zengin ailelerde yemek pişirme, temizlik, çamaşır gibi işler hizmetkarlar tarafından görülürdü. Hizmetkarlar, kendilerine ayrılmış bölümlerde kalırlardı. İmparatorluk Çin’indeki işgücünün büyük bölümünü hizmetkarlar oluştururdu. Ming Hanedanı döneminde (1368-1644) sadece Pekin’deki imparatorluk sarayında 9.000 kadın hizmetçi çalışıyordu. Yoksul kadınların büyük bir bölümü de evin dışında, tarlalarda çalışırdı.
Çin İmparatorluğu 1912 yılında sona erene kadar Çin, çok eşli bir toplumdu. İmparatorluk döneminde erkekler en az üç, bazen bir düzine eş ve metres ediniyordu. İmparator bir kadınla evlenir, bu kadın imparatoriçe olurdu ama imparatorların çok kalabalık bir haremi vardı. İmparator, hareminde kimi ziyaret edeceğine kızların tablolarına bakarak karar verdiği için ressamlara sıklıkla rüşvet verilirmiş.
Kadınlar ilk gençlik yıllarından itibaren erkeklerden ayrı bölümlerde yaşar, kadınlar ve erkekler genellikle yemeği de ayrı ayrı yerlermiş (1).
Eski Çin’de cenazenin lâyıkıyla kalkabilmesi için her insanın bir oğul sahibi olması gerekiyordu. Kadının bir erkek çocuk doğurmamış olması boşanma için sağlam bir sebepti. Bir genç kız için ülkü, erkek çocuk doğurmaktı.
Çin İmparatorluğu’nda sadece saray kadınlarının okuma yazma bilmesi gerekiyor; öbür kadınlar için örgü, dikiş ve müzik aleti çalmayı bilmek yeterli görülüyordu. Kadınlara özgü erdemler, yumuşaklık, alçak gönüllülük, özverili olmak ve itaat idi (2).
Konfüçyüs Ahlakının ünlü ilkeleri:
Gençliğinde babana,
Yetişkinliğinde kocana,
Yaşlılığında oğluna
Hizmet (itaat) edeceksin (3).
Konfüçyüs inancı, ataerkil bir düzen getiriyor, bedeni kötü bir şey olarak görmüyor ama, tehlikesine karşı uyarıyordu. Kadınların devlet içinde düzensizliğe ve karışıklığa yol açacağı düşünüldüğü için kamu görevleri kadınlara yasaktı. Emperyal Çin’de kadınlar tüccar da olamıyordu (4).
Qing Hanedanı döneminde, 17.-18. yüzyıllarda elit kadınlar matbaacılıkta seslerini duyurmuşlardı. 19. yüzyıl sonunda kadın hakları savunusu yapan entelektüel bir hareket gelişti. Geç emperyal dönemde kadınlar bazı durumlarda miras yoluyla mülk edinebiliyordu.
Çin Cumhuriyeti’nde (1912-1949), 1928 yılında iktidardaki Milliyetçi Parti, kadınlara vatandaşlık hakkı tanıdı ve teoride de olsa, evlilik ve miras konularında eşit statü hakkı verdi. Ancak 1949 öncesinde, Çin’de, kadınlar için yapılan sosyal değişikliklerin çoğu şehirli kadınlar içindi (5).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Çin İmparatorluğu, Philip Steele, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2012. Sayfa 22, 23, 26.
(2) Mizojini, Jack Holland, İmge Kitabevi, 2016. Sayfa 191.
(3) Japon Kültürü, Bozkurt Güvenç, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1989. Sayfa 181.
(4) Mizojini, sayfa 190, 191.
(5) Modern Çin, Rana Mitter, Dost Kitabevi Yayınları, 2012. Sayfa 100-103.


Leave A Reply