
Edebiyat nedir sorusuna verilecek yanıt, döneme ve kültüre bağlı olarak verilebilir. Türkçede bu kavramı karşılayan iki sözcük var: edebiyat ve yazın.
Edebiyat sözcüğünü bugünkü anlamıyla kullanıp yaygınlaştıranlar Şinasi ve Namık Kemal olmuş. Şinasi, fenn-i edep derken, iyi ahlak öğrettiği için edep dendiğini, o yolda yazanlara da edip adı verildiğini belirtmiş. Ziya Paşa şiirle düzyazıyı (mensur ve nesir) ayırarak şiir ve inşa demiş.
Edebiyat, Arapça edep sözcüğünden geliyor, terbiye anlamını taşıyor. Arapçada ilm ül-edep söz ve yazıda yanlış yapmamayı öğreten bilim anlamında kullanılıyor. Gündelik konuşmalardaki gelişigüzelliğin ötesinde, terbiye edilmiş, belli kurallara uyan bir dil kullanılması kastediliyor.
Yazın ise çok daha yeni; 60’lı yıllarda yaygınlaşıyor.
Meydan-Larousse Ansiklopedisi tanımları şöyle (1986):
Edebiyat: Estetik amaçlı oldukları kabul edilen yazılı yapıtlar bütünü.
Yazın: Düşünce, duygu, imge ve olayların dil aracılığıyla biçimlendirilmesine dayanan sanat dalı.
Ansiklopedi, edebiyatı yazılı olmak ile sınırlarken, yazını böyle sınırlandırmıyor.
Yazar, editör, çevirmen Tuncay Birkan (1968-) yazın sözcüğünü writing anlamında kullanıyor.
Literatür kelimesi Türkçede edebiyat karşılığında kullanılmıyor ama belli bir bilimsel alandaki yazılı tüm metinler anlamına geliyor. Oysa Batı dillerinde edebiyat karşılığı olarak kullanılıyor. Kökeni Latince yazı demek; harften türetilmiştir. Latincedeki littera (harf) sözcüğünün çoğulu olan litterae her türlü yazılı metni kapsar. Sanatsal olayları nitelemek üzere kullanımı 1780’lerde başlamış. Edebiyat metinleri için belle lettres (güzel yazı) terimi kullanılmaya başladığında edebiyat, bilimsel yazıdan ayrılmış olur. Dil aracılığıyla oluşturulan sanata Almanya’da literatura denmesi 19. yüzyılın başını bulur.
Yakın zamana kadar da sıradan ve eğlencelik edebiyatla, hakiki, yüce, estetik değeri olan edebiyat birbirinden ayrı tutulmuştur.
Edebiyat, asla yaşamın kendisini anlatmaz, yaşam üzerine bir hikaye anlatır, diye de tarif edilir.
Sinemayı edebiyat sayılır mı? Sinema sözü, resmi ve müziği kullanarak bize bir şeyler anlatır. Bazı filmler bir romandan uyarlanır, hepsinin bir senaryosu vardır. Tiyatro da yazıya dayanır. Edebiyat öykü anlatan yapıt ise bale, opera ya da pantomim için ne deriz? Çağdaş şiirlerin çoğu öykü anlatmıyor, bunları edebiyat saymayacak mıyız?
Edebiyat ve Kuramlar, Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, 2010. Sayfa 17-19, 21.


Leave A Reply