Alt-right, beyaz ırkın üstünlüğünü şiar edinmiş ABD’deki yeni bir siyasi hareketin, aşırı sağın millennial kuşak (ikinci binyıl dönümü civarında doğmuş olanlar/ Y kuşağı) için yaldızlanmış hali. İlk olarak 2008 yılında ortaya çıkmış olan terim, birkaç senedir yaygın olarak kullanılmaya başladı. İsimleri yeni olsa da slogan ve simgeleri (meşale, Svastika) Ku Klux Klan ve Nazilerden yadigar. Almanya’da 19. yüzyıl sonlarında milliyetçiliğin ve Ari ırk idealinin sloganı Blut und Boden (kan ve toprak) sonradan Nasyonal Sosyalizm tarafından sahiplenilmişti. Siyahlara yönelik polis şiddetini ifşa ve protesto eden Black Lives Matter (Siyah Hayatlar Önemlidir) hareketine nispet olarak White Lives Matter (Beyaz Hayatlar Önemlidir) diye haykırıyorlar. Siyahlara, Yahudilere, Hispaniklere, Müslümanlara, komünistlere, liberallere, LGBTQ’lere, globalistlere, yani kendilerinden başka herkese diş biliyorlar (1). Toplumsal çeşitlenmeyi reddeden bir kök faşizm büyüyor (2). Alt-right ile mücadeleyi misyon edinmiş olanlar kendilerini Antifa, yani Anti-faşist diye niteliyorlar.
Alt-right anaakım sağı omurgasız, Demokratlara karşı fazla tavizkar buluyor. Onlara göre ABD’deki asıl mağdur azınlık beyazlar. Beyazların giderek azınlık haline gelmesi demografik olarak doğru olmakla birlikte bundan bir mağduriyet devşirmek mümkün değil. Alt-right, sağ siyasetin iktisadi/sınıfsal meseleleri etnik bir çatışma hattına çekmek istiyor. Siyahlara yüzyıllarca yapılan haksızlıkları bir nebze olsun telafi etmek için üniversite başvurularında uygulanan pozitif ayrımcılığa karşı çıkan alt-right mensubu beyazlar, zenginlerden (ki çok büyük oranda beyazdırlar) alınan vergilerdeki süreğen düşüş yüzünden devlet okullarında yüksek tahsilin bir hak değil, lüks haline gelmiş olmasını görmek istemiyorlar. Meksika ve Orta Amerika’dan ABD’ye göç etmiş insanları işlerini çalmakla itham ederken asgari ücretin artmasına karşı olan sağcı siyasetçilere (ki ezici çoğunluğu beyazdır) oy vermeye devam ederler.
Geleneksel sağ, ırkçılığın, özellikle siyahlara yönelik ırkçılığın devamını ister ama bu ırkçılığın ulu orta dile getirilmesini tasvip etmez. Oysa Alt-right taraftarları anaakım sağa payanda oluyor ama ırkçı söylem ve simgeleri alenen sahiplenerek anaakım sağı zor durumda bırakıyor (3).

Başkan Trump’ın Ku Klux Klan’ın lideri David Duke ile münasebeti olduğu biliniyor.
Beyaz ırkın üstünlüğünü şiar edinmiş Ku Klux Klan (KKK) örgütü 1990’lı yılların ortasında Missouri eyaletinde bir anayol kesitini sahiplenmek istiyor (yolun çöp toplama, çiçeklendirme, otları biçme, grafiti silme gibi işlerini yapma karşılığında reklam panolarına afiş asma imkanı elde etme). Karayolları İdaresi başvuruyu geri çeviriyor. Ne var ki yerel mahkeme bu kararın KKK’nın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmediyor ve istinaf mahkemesi de bu hükmü onaylıyor. Karşı hamle olarak Missouri Eyalet Meclisi de anayola, 1950’lerde otobüslerde beyazlarla siyahların oturdukları koltukların ayrılmasına karşı eylemiyle ikonlaşan Rosa Parks’ın adını veriyor. Sonradan KKK, ihtarlara rağmen anayol temizliğini aksatınca sponsorlukları kendiliğinden düşüyor. KKK 2012’de Georgia eyaletinde benzeri bir girişimde bulunduğunda yetkililer çareyi programı askıya almakta buluyor (4).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) ABD’ye Özgü Kavramlar Sözlüğü, Kenan Erçel, İletişim Yayınları, 2025. Sayfa 92, 93.
(2) Sokakların Ölümü, Gürsel Korat, Everest Yayınları, 2025. Sayfa 30.
(3) ABD’ye Özgü Kavramlar Sözlüğü, sayfa 93-96.
(4) A.g.e., sayfa 133, 134.


Leave A Reply