- Bölgenin ilk okuryazar sakinleri, kendilerini Trmillae olarak adlandırmış ve büyük ihtimalle Ksantos Vadisi ve etrafındaki dağlarda yaşamışlardı. Tlos, Ksanthos ve Patara, başlıca yerleşim yerleri olmuştu. Bunlar, çivi yazısıyla yazılan bir dil kullanmışlardır. Çok geçmeden Likyalılar olarak tanınmaya başlamışlardır.
- Likya Bölgesi’nde şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre, konuşulduğu tespit edilen en eski dil Likçe’dir. Likçe, Hint-Avrupa dil ailesinin Anadolu Dilleri grubuna mensuptur. Pisidce, Karca ve Lidce bu gruba dahil diğer diller arasında sayılabilir.
- Likçe, MÖ 2. binyılda Kızılırmak’ın güneyinde konuşulan ve Hititçe (Neşa Dili) ile akraba olan Luvice ile büyük benzerlik göstermektedir. Modern literatürün isimlendirmesiyle Likçe A ve Likçe B (Milyasca/Milyaca) olmak üzere iki diyalektiği bulunmaktadır. Likçe’nin MÖ 1. binyılda gelişim gösterdiği anlaşılmakla birlikte dilin halen ancak bir bölümü çözülebilmiştir. Grek alfabesi, dolayısıyla Fenike alfabesi ile benzerlik gösteren Likçe Alfabesi, MÖ 5. yüzyıldan itibaren kendine özgü semboller de içeren bir şekilde yazıya dökülmüştür.
- Bugün birçok dilbilimci Likya dilinin bir Batı Luvi lehçesinden türediği görüşünde birleşmiştir.
- Luvilerin konuştuğu dil olan Luvice, Hititçe ile yakın akraba olup, MÖ 2. binyıl sonları ile 1. binyıl başlarında Küçük Asya´nın çeşitli bölgelerinde konuşulmakta olan bir dildir. Luvi dilinin en yakın akrabaları Likya ve Karya dilleridir. Grekçe’de Luvice’den alınmış sözcükler vardır. Luvi sözcüğü Hitit dilinde ışık insanı anlamına gelir. Luvi dilinde lu, ışık, parıltı demektir. Lu kökü birçok dile ışık anlamında geçmiştir, Latince’de lux gibi.
- MÖ 309’da Likya’da hüküm sürmüş olan Ptolemaios Hanedanı döneminde Yunanca bölgede kullanılan dil olmuştur. Likya, MS 43 yılında, Yunanca konuşan bir Roma Eyaletinin parçası olmuştur.

Hem Likçe hem de Yunanca yazılmış olan Ksanthos’daki devasa sütun, Likya alfabesinin çözülmesine yarayan veriyi sağlamıştır. Bölgede Latince yazıtlara nadiren rastlanır.
İki basamak üzerine yükselen yazıtlı pilye yekpare bir taş blok görünümündedir. Aslında üzerinde, dört tarafı kabartmalarla süslü bir mezar odası, en üstte de aslanlı tahtta oturan bir prens heykeli olan bir anıt mezar olduğu anlaşılmıştır. Ksanthos Beyi Kherei’nin anısına, MÖ 400 yılında dikilmiş bu anıt, dört yüzünde 250 satırlık bilinen en uzun Likçe yazıt yer almaktadır. Yazıt iki dillidir. Likçe yazıların kırıldığı, tahrip olduğu yerler Grekçe metinden tamamlanabilmiştir.
Yazıtta savaş ve dini seremoniler anlatılmaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Likyalı’lara ait yazıtların bir kısmı, son yıllarda günümüz dillerine çevrilmiştir. Letoon (Kumluova/Bozoluk) kazılarında bulunan üç dildeki (Likçe-Grekçe-Aramice) yazıt, Likya alfabesinin deşifre edilmesinde yardımcı olmuştur. Bu yazıt, Likya ve Karya Satrabı (Pers yönetici) Pixodaros’un kararnamesini taşır.
1973 yılındaki kazılarda ortaya çıkarılan Letoon üç dilli yazıtının üç yüzünde de farklı dilde metinler bulunmaktadır. 41 satır Likçe, 35 satır Grekçe ve 27 satır Aramice metin barındıran yazıtın MÖ 338 yılında yapıldığı tespit edilmiştir. Likya’nın Pers egemenliğinde olduğu döneme ait olan yazıt, yeni bir kült kurulması için verilen iznin satrap gözetiminde uygulanacağını belirtmektedir.
Yazıt, UNESCO koruması altındadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Fethiye Arkeoloji Müzesi, 2019.


Leave A Reply