Parfüm, çeşitli bitkisel ve hayvansal kaynaklar ve sentetik esansların etanol karışımıyla damıtılması yoluyla üretilir. Kolonya ise içinde bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü maddedir.
Doğadan toplanan çiçek, bitki, ağaç kökü ve hayvan yağları ile hazırlanan parfüm, ilk çağlarda tanrılara adak olarak sunulurmuş. Parfümün ilk kez Eski Mısır‘da dinsel törenlerde kullanıldığı düşünülüyor. Güneş Tanrısı Ra’ya, hap biçiminde sunulmuş; Erken Hanedanlık Dönemi’nin ilk hükümdarı olduğu düşünülen Firavun Menes’in (ö. MÖ 3125) mezarı açıldığında, mumyasının yanında parfüm bulunmuştur. Kokulu odunlar ve yağlarla ölülerin yakıldığı, firavunların gömülmeden önce parfümlü yağlar sürülmüş mücevherlerle donatıldığı Eski Mısır’da Kraliçe Nefertiti ve Kleopatra’nın da parfüme düşkün olduğu bilinirmiş.

Fotoğraf: dacin.com.tr
Yunan mitolojisine göre ise parfümü ilk kullanan aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’tir. Eski Yunanlara göre güzel koku, Tanrılar katına aittir.
Arabistan’a Kokular Ülkesi derler. Yemen, tütsü üretimi bakımından antik çağın en zengin bölgelerinden biridir.
Özbekistan doğumlu İbn Sina’nın (Batılıların söyleyişiyle Avicenna)(?-1037), damıtma yoluyla uçucu yağ elde etmesi, parfüm üretim tarihindeki ilk dönüm noktası olur. 10. yüzyıldan başlayarak artık ezilmiş bitkilerin, yanmış ağaç dallarının yağları yerini yavaş yavaş alkollü çözeltilere bırakacaktır. 1450’de Fransa’da Johan Thölde de İbn Sina’dan bağımsız olarak alkolü yeniden keşfedecektir.
Batı’ya Haçlı Seferleri ile taşınan parfüm, özellikle Fransa ve İtalya’da rağbet görmüş, parfüm üzerine yazılmış Arapça kitaplar Latinceye çevrilmiştir. 1370 yılında lavanta yağı ve biberiye ile zenginleştirilmiş alkol karışımından elde edilen Macaristan Suyu’nun bir keşiş tarafından yapıldığı düşünülmektedir.
1416 yılında Fransa’da parfümcülük bir meslek olarak onaylanır. Yasaya göre parfümcülük ancak 4 yıl çıraklık, 3 yıl asistanlık döneminden sonra geçerli sayılacaktır.
Floransa doğumlu Catherine de Medici, 1533 yılında Dük II. Henri (1547’de kral olacak) ile evlenmek üzere Fransa’ya giderken çeyizinde çatal bıçağını götürüp orada tanıttığı gibi, yanında özel parfümcülerini de götürdüğü söylenir. Kanalizasyon altyapısı olmayan Paris, o dönemde kötü kokusuyla ünlüdür. Fransa’da, Floransalı parfüm ustaları ile parfümcülük büyüyerek bir sektör haline gelir.
Parfümün hammaddesi ve üretimi çok pahalıdır. Bir litre yasemin çiçeği özü elde etmek için 8 milyon çiçek gerekmektedir. 1868’de yarı sentetik bazda parfüm üretiminin başlaması ile birlikte ucuzlayacak, kullanımı da yaygınlaşacaktır. 1873’te menekşe parfümü laboratuvarda sentetik olarak üretilir. Bu alkolün bulunmasından sonra parfüm tarihindeki bir diğer dönüm noktası olur. Avrupa’da 18. yüzyılın sonlarına doğru özellikle pis kokuları örtmek için üretilen ağır kokular gözden düşmeye, yerini hafif ve zarif kokular almaya başlamıştır.
Coco Chanel, 1921’de Ernest Beaux’ya Chanel No. 5’ı ısmarlayacak, 1952’de Marilyn Monroe, ‘geceleri bu parfümü giyinip yattığını’ söyleyecektir.
Jacques Guerlain, 1925 yılında yarattığı oryantal kokulu parfüme, dinlediği ve çok etkilendiği hüzünlü bir aşk hikayesine atfen Sanskritçede aşk tapınağı anlamına gelen Shalimar adını verir.
Parfüm, Feza Kürkçüoğlu, Atlas Tarih, Haziran Temmuz 2022.


Leave A Reply