
Fotoğraf: Bloomberg Businessweek
- Küresel ısınma, kuraklık, doğal kaynakların vahşice sömürülmesi nedeniyle karada, denizde, havada binlerce tür yok oldu bile.
- İnsanların tarım yaparken ekosistemi yok edecek şekilde vahşi sulama yöntemlerini kullanması sulak alanları kurutuyor. Kırşehir’deki Seyfe Gölü ile Konya’daki Meke Gölü bunlara iki örnek. Seyfe’yi besleyen üç pınarda su kalmadı. Türkiye’deki göllerin kurumasının arkasındaki sebep çok fazla yeraltı suyu çekilmesidir. İklim değişikliğinden ötürü bitkilerin su ihtiyacı artıyor. Yağmur suyuyla bitkileri beslemek güçleşiyor. Onun için yeraltı suyuna daha fazla ihtiyaç duyuluyor. İki yağış arasındaki süre uzadığı için suyun toprağa işlemesi güçleşiyor. Çekilen yeraltı suyunun büyük bir çoğunluğu salma sulama – vahşi sulama yöntemi ile tarımsal sulamada kullanılıyor.
- Bir an önce damla sulama sistemine geçilmesi, sarnıç sistemine geri dönülmesi, yağmur suyunun kanalizasyondan ayrılması gerekiyor.
- Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin verilerine göre Türkiye, son 40 yılda sulak alanlarının %50’sini kaybetti.
- Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Türkiye genelinde alansal yağış miktarı 2009’dan bu yana %20 azalmış durumda.
- Çok fazla su isteyen ürünleri, örneğin şeker pancarını, Orta Anadolu gibi kurak yerlerde yetiştirmemek gerektiğini; 2070’den sonra Erzincan’ın batısında kalan bölgede kar görme olasılığının ortadan kalkacağını Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz söylüyor.
- İran’da bulunan 5 bin 200 kilometrekarelik Urmiye Gölü’nün yaklaşık %90’ı yok oldu.
- Özbekistan topraklarının %10’undan fazlası sulu tarıma elverişlidir. SSCB döneminde Sovyetlerin tüm pamuk gereksinimi buradan karşılanmıştır. 1980 yılında pamuk üretimi 9.000.000 tona ulaşmıştır. Bu hedefe ulaşmak için akarsuların olağanüstü ölçülerde tarım alanlarına yönlendirilmesi Aral Gölü’nün giderek kurumasına, gölün yayıldığı alanın yarı yarıya küçülmesine, yani tam bir çevre felaketine yol açmıştır. Kırgızistan ve Tacikistan’daki dağlardan doğan Seyhun ve Ceyhun ırmakları dışında, ülkedeki 600’ü aşkın akarsuyun hepsi Aral Gölü’nün havzası içinde kalır. Tarım ve sanayi amaçlı aşırı kullanım nedeniyle iki ırmağın su düzeyinde ortaya çıkan düşüş, Aral Gölü’nün küçülmesine ve geniş çaplı çevre sorunlarına yol açmıştır.

Plastiklerin yarattığı çevre kirliliği karada olduğu kadar denizlerde de sorun yaratıyor. WWF, Şubat 2019’da küresel plastik kirliliği sorununa dikkat çekmek için dünya çapında imza kampanyası başlattı. Denizlere her dakika 15.000 kilogram plastik atığın sızdığı söyleniyor. Bu sızıntı, bütün ekosistemi tahrip ediyor. Hayvanlar plastik atıklara takılıyor, plastik yutuyor: Plastik olta misinaları fokların boynuna dolanıp onları boğuyor; Filipinler’de karaya vuran ölü balinanın 40 kilo plastik poşet yuttuğu görüldü; AFP’in haberine göre, Ekvador’a yaklaşık 1000 km uzaklıkta bulunan Galapagos kıyılarına tonlarca plastik çöp yığılıyor, vb. Her yıl gıda ve içme suyu içerisinde daha fazla miktarda plastik sızıntı tespit ediliyor.
Fotoğraf:m.ensonhaber.com

Hayatımızın her alanını işgal eden plastik kullanımına dikkat çekmek isteyen fotoğraf sanatçısı Benjamin Von Wong ve gönüllü ekibi, bir insanın bir yılda 167 plastik şişe kullandığını, ayrıca bir yılda kullanılan plastiklerin yalnızca %6’sının geri dönüştürüldüğünü tespit ettikten sonra 2016’da 10 bin plastik şişe kullanarak plastik şişe denizinde yüzen bir deniz kızı çalışması yapmıştı. Daha sonra da 11 bin kullanılmış plastik pipet ile bir deniz dalgası enstalasyonu; 2019 yılında da dükkanlardan toplanan 18 bin kullanılmış plastik bardaktan oluşan Plastikfobi adlı mağarayı da aynı amaçla oluşturdu.
Fotoğraf: Ru-foto.ru


Leave A Reply