“Rusya, Batı karşıtı olarak algılanır, Avrupalı bir güç değildir, kendine has bir uygarlık, öteki uygarlık gibi görülür. 16. ve 17. yüzyıllarda Moskovalılar Lehlere ‘uzak sınırlarda savaştıkları barbarlar’ olarak görünürdü; dünyanın dışında konumlanmış bir Rusya tasavvuru vardı. Lehler için ‘barbar’ daima Ruslar olmuştur. Rus edebiyatındaki dünya, başka bir talihsizlik boyutuna, başka bir uzam imgesine, başka bir zaman akışına, başka bir gülme, yaşama ve ölme biçimine sahip bir dünyadır. Fransız yazar Marquis de Custine (1790 – 1857): ‘Oğlunuz Fransa’dan hoşnut değilse, tavsiyemi dinleyin: Ona Rusya’ya gitmesini söyleyin. Bu ülkeyi hakkıyla tanımış herkes başka yerde yaşamaktan sonsuz mutluluk duyacaktır.’ Çek yazar Karel Havlicek: ‘Çeklere gerçekten bir iyilik yapmak istiyorsanız, onlara bir Moskova seyahati ısmarlayın.’ (Bu arada, Çeklerin bin yıllık tarihlerinde Rusya ile hiçbir doğrudan temasları olmadığını, Polonyalılar ile Rusların ilişkisinin ise bir ölüm-kalım savaşı olduğunu anımsatalım.)”
Rehin Alınmış Bir Batı, Milan Kundera, Can Yayınları, 2024. Sayfa 41, 42, 44, 45.

16. yüzyılın ikinci yarısında, Türkler tarafından fethedilen Samtskhe-Saatabago Prensliği yerine Ahıska’da bir paşalık kurulup, nahiyelere ayrılmıştı. Burayı yöneten Paşa, Ahıska’da, yeniçeriler kalede kalırdı. Fetih sonrası, Osmanlı yönetim ve mali düzeni kurulmuş, yerel adetler bırakılmıştı. 1570’den sonra, Osmanlı idaresi tesis edildiğinde bölge Çıldır Vilayeti’ne ve Ahıska Paşalığı’na dahil edilmişti. 1628’den sonra Ahıska ve çevresinde Müslümanlık çeşitli sosyal sınıflar arasında yayılmış, camiler yapılırken, kilise ve manastırlar kapanmıştır. 1828’de Osmanlı-Rus Savaşını Ruslar kazanınca bölge Tiflis’e bağlanmıştı. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile Batum ve Kars, Rus İmparatorluğu’nun parçası olmuş, 1921 yılında yapılan Kars Antlaşması ile Kars, Artvin, Ardahan Türklere geri dönmüştür. İşte bu olaylarda bölgede kalan Osmanlı kılıçları Samtskhe-Javakheti Tarih Müzesi’nde sergileniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2025.
“Latin Haçlılarının Müslümanlar için söylediği Türk kavramı, pek çok yerde kullanılıyordu ve ‘Müslüman’ sözcüğünün yerini tutuyordu. Etnik içeriği yoktu.”
Rüya Körü, Gürsel Korat, Everest Yayınları, 2025. Sayfa 191.
“Hazreti İsa’nın doğum günü 24 Aralık’tır. 21 Aralık günü Antik Yunan’da Güneş Tanrısı’nın doğum günü sayılır ve günlerin de uzamaya başladığı tarihtir. Hz. İsa’nın doğumunu ateşle kutlamak Anadolu Hıristiyanlarına özgü bir davranıştır. 21 Aralık’ta kilise avlusunda büyük bir ateş yakılırdı. Zamanla bu ateşin içine Yahudileri temsilen bir kara kedi atılmaya başlanmıştır.”
Sokakların Ölümü, Gürsel Korat, Everest Yayınları, 2025. Sayfa 177.


Leave A Reply