- Meryem’in “hayat pınarı” olarak anılmasına da bağlı olarak su, arınma ve doğurganlık simgesi idi. Ancak, aynı zamanda, su şeytanın da mekanıydı. Tanrı’nın rolü, şeytanı yok ederek suyu kutsamaktı.
- Hastalık, mecazi olarak arınılması gereken kirdi. O yüzden güneş ve su, kilisenin şifa rolünün merkezindeydi.
- 3. ve 4. yüzyıllardan başlayarak hamam ve anıtsal çeşmelere karşı ilgi artmıştı.
- Erken Bizans döneminde, yetişkinlerin vaftizi tamamen suya batırılarak yapıldığı için ayrı binalarda geniş vaftiz havuzları olurdu. Zaman içinde çocukların vaftizi kiliselerin narteksinde, sabit ya da taşınabilir kurnalarda gerçekleştirilmeye başlandı. İsa’nın Ürdün Nehri’nde vaftiz edilmesi, Şeytan’ın elini kolunu bağlamak içindi.
- Yıkanma, vaftiz ve suların takdisi, 6. yüzyılda yapıldığı tespit edilen bir ritüeldi. Vaftiz, günahlardan kurtarıcı banyo idi. 4. yüzyılda, ilk anıtsal vaftizhaneler inşa edildi. Birçok astrolojik bağlantıyı temsil eden sekizgen, vaftizhaneler için standart plan haline geldi. Hıristiyan dünyada, sekizgen şekil güneşi temsil eder. Işıklar saçan güneş metaforu, sekizgen martiryon ve vaftizhane ile bağlantı kurar.
- Sekizgenin kötülükten koruyucu gücü, evlilik yüzüklerinin de sekizgen olarak tasarlanmasına yol açmıştır.

Şifanın betimlenmesi, genelde, uzanmış kutsayan bir el ile yapılırdı.
Tanrı’nın Eli tasvirli mermer kurna, İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Fotoğraf: Uğur Ataç; Kaynak: Hayat Kısa, Sanat Uzun-Bizans’ta Şifa Sanatı, Pera Müzesi Yayını, 2015.
- Hekimler genellikle banyo yapılmasını önerirdi ve hamamlar Bizans hastanelerinde bulunan standart tesisler arasındaydı. Hastanelere ait muazzam sarnıçlar, sağaltıcı banyoların düzenli olarak yapıldığının işaretidir.
- 7. yüzyılda üç tedavi türü cerrahi, iç temizlik ve kaplıcalardı. Şifa veren kutsal mekanlara bağlı ritüel hamamlarını yardım kurumları işletiyordu. Hamamların şifa veren kutsal mekanların kompleksleriyle birleşmesi, gelişerek imparatorluğun her yerine yayılan bir uygulama oldu.
- Selamet, emniyet ve kurtuluşu simgeleyen, kadın olarak kişileştirilen Soteria, hem şifa vermek hem de kurtarmak anlamına gelen fiilin isim halidir. Yunan’da, geç antikçağda soteria kelimesi genellikle hygieia-sağlık kelimesiyle eşleşirdi. İki kelime de temiz olmayan ruhlardan kurtuluş fikrini içerir.
- Banyodan sonra “sıhhatler olsun/sağlık suları olsun” denmesi tüm bu inanışlardan gelir.
- Hastaların üzerine dökülen suyun hastalığı geçirme gücü olduğu düşünülürdü. Kutsal pınarların suyunu içmek de iyiydi. Su içmek de perhizle bağlantılı tıbbi tedavide merkezi unsurdu.
- Şifanın bir metafor sanatı gelişti. Geleneksel olarak su kaynakları ile bağlantılı olan aslan ve yılan, hastalığa karşı savaşta önemli ama birbirine karşıt simgelerdir. Hıristiyan dünyasında aslan ve yılan şeytanı temsil eder. Yıldızlı aslan, hekimlerin hastalarına önerdiği tılsımlar arasındadır. Tılsımlı yüzük, tıbbi parmağa, yani küçük parmağa takılmalıydı.
- Yılanın da çelişkili bir simgeselliği vardı ve geleneksel olarak suyla ilintiliydi. İyi ile kötü arasındaki mücadele efsaneleri genelde bir su kaynağı ile yılanın etrafında geçer. Eski Yunan’da yılan, Asklepeion tapınaklarındaki kutsal hayvan ve şifa tanrısının asasının simgesiydi. Tapınaklarda kutsal yılanlar sık sık hastaların yaralarını yalardı. Eski Ahit’te Musa, İsraillileri çölde, öfkeli yılanların istilasından kurtarmak için tunç bir yılan oluşturur. Tunç Yılan İncil’de İsa’nın tiplerinden biridir. İsa’nın aslan ve yılanı ayaklarının altına alarak kötülüğü kovan betimlemeleri vardır.

Hz. İsa’nın doğum ve vaftiz ediliş yıldönümü her yıl, bütün Ortodoks dünyasında 6 Ocak’ta kutlanır. Ayin sonrası Patrik Bartholomeus tarafından, Balat’ta denize atılan haçı çıkartan Ortodoks gençler.
Ritüel, haçın öpülmesi, haçın Bartolemeus’a teslimi ve elinin öpülmesi, altın bir haç kolyenin haçı çıkarana hediye edilmesi ile tamamlanıyor.
Fotoğraf:www.radikal.com.tr
- Epiphaneia, Büyük Su Takdisi ritüeli, Kutsal Ruh aracılığıyla suların takdisidir.
- Suyun takdisi, Tanrı’dan inananları kutsamasını, onları kötülükten korumasını, onları bedensel ve ruhsal zaaflardan arındırmasını ve günahlarını temizlemesini talep etmeyi kapsar. Takdisten sonra, inananlar kendilerini suyla ovar, sudan içer ve üstlerine serper.
- Üç Başpiskopos, Ioannes Khrysostomos, Nazianzoslu Gregorios ve Kayserili Basileios ’un geleneksel ikonografik motifi akan sudur. Kompozisyonlarda, su fıskiyeleri genellikle bir aslan başı şeklini alır. Su metaforu, bilgeliği ve ruhun şifasını simgeler. Aslan ve yılan Bizans kiliselerinde suların temizlenmesi ve takdisi için kullanılan geleneksel motiflerdir.

Silivrikapı’daki Kızlar Manastırı’nın içinde bulunan Balıklı Ayazma. Buradaki pınar 1500 yıldan daha uzun bir zamandır etkindir. Özgün Bizans kilisesinin yerini 19. yüzyılda yapılmış bir binanın almış olmasına rağmen hala hacıları kendine çeker. İmparator I. Romanos hastalıkları def etmek için her gün Balıklı’nın suyundan bir bardak içermiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
- Bazı kiliselerin, manastırların kutsal kaynağının, ayazmanın, suyunun ateş düşürmede ve her türlü hastalığı tedavi etmekte iyi olduğu düşünülürdü. Birçok şifalı tedavi, ayazmalarla bağlantılıydı. Meryem Ana kaynakla özdeşleştirilirdi. Manastır binaları Osmanlı döneminde yok olsa da, sayısız mucizevi şifa sağladığına inanılan ayazmalar ziyaret edilmeye devam etti.
- Kırsalda yaşayanlar için genellikle tek çare bitkisel iksirler ve büyülü tedavilerken başkentte yurttaşlar, eğer yeterli kaynakları varsa Greko-Roman geleneğinde eğitilmiş hekimlere başvurabilir veya manastırlarda bulunan çeşitli şehir hastanelerinden yardım alabilirdi. Paraları yoksa, yerel kutsal mekanları, bir azizin röliklerinin bulunduğu bir mezarı, mucizevi bir ikonayı veya bir ayazmayı ziyaret ederek şifa arayabilirlerdi. Hasta, röliklerin ya da ayazmanın bulunduğu kilisede bir şilteye yatar ve burada birkaç gece geçirirdi.
- Kutsal mekanlar ücretsiz hastaneler olmakla övünürlerdi ama, hastaların bağış ve armağanlarıyla kasaları dolar, hacı akınından kar ederlerdi. Kutsal alanlar arasında rekabet de vardı. Belli bir tedavi türünde uzmanlaşma, tedavide başarı oranı ya da yerin uygunluğu rekabet unsurlarıydı. Kiliselerde kutsanıp dağıtılan yağ, hem fiziksel şifa hem de şeytan kovmada kullanılıyordu.
- Bizans’ta şifa, Şeytan’ın ordularıyla sürekli bir savaşı içeriyordu.


Leave A Reply