- Yeni Dışavurumculuk, 1980’lerde ABD’de de egemen sanat üslubu olmuştur.
- Julian Schnabel (1951-), Amerikan Yeni Dışavurumculuğunun en dikkat çeken ismi olmuş, Yeni Pollock olarak anılmıştır. Gündelik hayattan malzemeler, sanat tarihinden ögeler, popüler kültür ögelerini bir arada, hiyerarşi gözetmeden kullanmıştır. Resimlerinde kullandığı bu ögeler, kendi kişisel tarihinin bir parçası olarak yer alır. Film yapımcısı da olan Schnabel’in filmleri Altın Küre, César, Altın Palmiye gibi önemli ödüllere de layık görülmüştür.

Plate Painting/Tabak Resimleri ile tanınan Julian Schnabel, tabaklarla dekoratif olmayan bir mozaik yapmayı amaçlamıştır. Mozaiği, parçaların bütün içinde eşit oluşu; duyguyu daha dramatik, daha çağrışımsal kılması; yüzeye moleküler bir ağırlık kazandırması; resimselliği reddederken resimselliği içermesi; yüzeyinin özel bir ışık yaratması açısından tercih ettiğini belirtmiştir. Tabak kullanmasının o sırada bir lokantada çalışmasından değil, tabakların işlevsel olmasından kaynaklandığını öne sürmüştür.
Schnabel, kırık tabaklardan başka, kumaşlar, çalı çırpı gibi doğal malzemeler de kullanmış, dev boyutlu tablolar da yapmış, sanat tarihinden alıntılarla popüler kültür ögelerini yan yana kullanmıştır.
Fotoğraf:abccoolimages.com
- David Salle (1952-) de Schnabel gibi, farklı kültürel kaynaklar arasında ayrım yapmamış, resimleri için genelde fotoğraftan çalışmış, birbirinden kopuk ögeler kullanarak imgeler yaratmıştır. Resimleri, Zapping eylemini akla getirir. Salle, Duchamp’ın ve 1960 sonrası Neo Avangardların kavramsal yaklaşımını benimsemiştir.
- Amerikan Yeni Dışavurumcularının ortak noktası, her türlü kültürel kaynağı genel bir potada eriten kitle kültürünün bir yansımasını oluşturmalarıdır.
- Eric Fischl (1948-), Amerika’da sinemaya, TV dizilerine, popüler programlara yansıyan durum ile banliyö yaşamını konu almıştır. Fischl, Pop Sanat’ın renkli imgelerle yansıttığı Amerikan tüketim kültürünün öteki yüzünü, Amerikan rüyasının gerçek görüntüsünü resmeder. Fischl, beyaz, varlıklı Amerikan banliyölerinin tembellik ve konformizmini dramatize eden, dikizci, rahatsız edici, yumuşak porno psikodramalarını anlatır.

The Bed, the Chair, Crossing, Eric Fischl, 2000.
Yukarıdaki tablosunda yer alan koltukları pek çok resminde kullanan, özellikle Max Beckmann’ın resimlerinden etkilendiğini belirten Fischl, Amerikan banliyösündeki kültürel yapıyı ve gündelik yaşamı ele almıştır. Bazı resimlerinde ensest, röntgencilik, ilk gençlik döneminde cinsellik gibi konuları işlemiştir. Fotografik bir üslup kullandığı resimlerinde derin bir yalnızlık duygusu hakimdir. Bu yüzden, “Çağdaş Edward Hopper” olarak anılmıştır. Kenar mahalle yaşamının hüzün verici yanları; içtenlik ve cinsellik yüklü ve çoğunluğu çıplak figürleri izleyiciyi tedirgin eder. Renk ve fırça tekniği başarılıdır. Benzer özellikler Fransız ressam Balthus’ un 1930’larda yaptığı klostrofobik iç mekanlarında, erotik genç kadın resimlerinde ve İngiliz sanatçı David Hockney’in 1960’ların sonlarında yaptığı ikili portrelerinde de görülmektedir.
Eric Fischl Sanat ve Edebiyat Akademisi ile Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’nin de bir üyesidir.
Fotoğraf:www.tarihnotlari.com
- 1980’lerde ABD sanat ortamında Grafiti Sanatı ve Yeni İmgecilik hareketinden de bahsedilebilir.
- Boyamayı önemseyen, soyutlanmış figür ve nesnelerin kullanıldığı yarı soyut imgesellikleri ile Yeni İmgeciler arasında Jonathan Borofsky (1942-), Donald Sultan (1951-), Jennifer Bartlett (1941-), Neil Jenney (1945-), Susan Rothenberg (1945-), Joel Shapiro (1941-), Joe Zucker (1941-) gibi sanatçılar sayılabilir.


Leave A Reply