19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu yeniliğe karşı Çehov ile Tolstoy’un tavrı farklı olmuştu. Doktor olan ve ilerlemeye inanan Çehov için demiryolu hem iyi (Işıklar öyküsü) hem kötü (Hayatım) bir güçtü. Tolstoy için ise yıkıcı bir güçtü. Anna Karenina, Vronski ile ilk kez Moskova İstasyonu’nda buluşmuş, Vronski ona olan aşkını Petersburg treninde söylemiş, Anna kendisini trenin önüne atarak intihar etmişti. Ayrıca Tolstoy, Moskova’nın güneyinde istasyon şefinin evinde ölmüştür.
Nataşa’nın Dansı, Orlando Figes, YKY, 2021. Sayfa 191.

“Okumak, cehalete çok zarar verebilir.” Bu uyarı için ayesimdogan’a çok teşekkür ederiz. Siz de dikkat edin!
Ansiklopedik anlatının biçimsel özelliklerinden biri uzun kataloglar yapma takıntısıdır. Böyle anlatılarda yazarlar (örneğin Rabelais, Gargantua’da, Oğuz Atay, Tutunamayanlar’da) karakterlerine uzun uzun listeler yaptırır. Çeşitli sebeplerle tutulan bu yolda, gösterenlerin Kafkaesk çokluğu, anlamı neredeyse ulaşılmaz hale getirir; ayrıntılar metnin bütününe meydan okur, parça bütünden daha büyük bir hale gelir (teleskopik boşluk).
Epik, dünyayı sabit, donmuş, değişmeyen ve kavranabilir bir geçmişte mutlaklaştırır. Modern epik ise, bir yandan epikte olduğu gibi, dünyayı bütünsel olarak temsil etmek ister ama modern dünyada bu bütünselliğin kaybolduğunu da teslim etmek zorunda kalır. Dünya artık tüm detayları ile bilebileceğimiz, tanzim edebileceğimiz bir yer değildir. Sınıflandırmalar, kategoriler, listeler ile tarif edilemeyecek kadar büyük, zengin ve karmaşıktır. Dostoyevski roman kişileri tarafından temsil edilen fikirleri karşı karşıya getirerek, Oğuz Atay ise farklı anlatı türlerini birbirine ekleyerek meselesini açar.
Ölülerle Konuşmak, Meltem Gürle, İletişim Yayınları, 2018. Sayfa 46-48.


Leave A Reply