
Adını Kudüs’teki Zion Dağı’ndan alan Gürcü Ortodoks Tiflis Sioni Katedrali. 6.-7. yüzyıl yapısı olan kilise 13. yüzyılda, sonra da 17.-18. yüzyılda restore edilmiştir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2025.
Gürcistan, Romanesk stilin gelişmesine katkı yapmıştır. Mimarlık tarihçileri benzer dış ve zemin planına sahip olan ancak süslemeleri, dış hatları, oranları, mihrabın yeri ve diğer özellikleri farklı olan, Gürcü ve Ermeni stillerini birbirinden ayırmakta güçlük çekmişlerdir.
Ermeniler, kilise pencere ve kapılarının çevresine ustalıkla uyguladıkları, açıları belirli ve tamamen geometrik hatları seviyorlardı. Gürcüler ise daha çok yaprağa benzeyen palmet süsleme motifini andıran yılankavi, yuvarlak bağlantıları tercih ederler. Ermeni taş oymaları konusundaki zevkin İslami oymalarla olan yakınlığı, en iyi haçkar/haçtaşında kendini gösterir. Haçkar, yapılarda merkezinde haç motifi olan, genellikle dikdörtgen taşlara verilen addır. Haçkar tüm Ermeni kiliselerinin evrensel ilavelerinden olduğu halde Gürcistan’da pek görülmez. Viyanalı sanat tarihçi Josef Strzygowski, tüm Hıristiyan mimarisinin Ermeni modellerinden türediğini öne sürmüştür.
Atektonik nitelik, Gürcü ve Ermeni binalarının ortak noktasıdır: Bu Kafkas kiliselerinin dış görünüşleri içerideki karmaşık tasarımı ele vermez, tam tersine gizler. Detaylar büyük binanın tektonik’i ile hiçbir ilişki kurulmaksızın dış duvarların boş yüzeyine yayılmıştır. Halbuki mimarın görevi binanın dış çerçevesini ve dekorasyonunu onun iç yapısal mekaniği ile ilişkilendirmektir. Buradan yola çıkarak Gürcü ve Ermeni yapı ustalarının geometri uzmanı, duvarcı ve dekoratör oldukları ama mimar olmadıkları öne sürülür.
Romanesk kiliselerde süsleme yapının yardımcısıdır, yapı ile birleşik halde kullanılır ve onu göstermeye hizmet eder. Transkafkasya’da ise tam tersine, süsleme bağımsızdır ve binanın yapısını ifade etmekten çok, o yapıyı gizlemeye hizmet eder, denir. (Transkafkasya günümüzde üç bağımsız devleti kapsıyor: Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan.)
Genel olarak Kafkas kiliseleri haç planlı, konik çatılıdır. Süryani ve Ermeni kiliselerinde olabilen ikonastasis olarak perde kullanımı Gürcü kiliselerinde görülmez. Ortaçağ kiliselerinde alçak ve açık olan, cemaatin altarda ne yapıldığını ve Kutsal Ayin sırasında neler olduğunu görebildiği ikonastasis 17. yüzyıldan sonra Rus etkisiyle yüksek ve kapalı olmuş, 18. yüzyılda Rus ilhakından sonra yayılmıştır.
Gürcüler, David Marshall Lang, Ceylan Yayıncılık, 1997. Sayfa 123-125.


Leave A Reply