Önceki yazıda bahsettiğimiz Rus, Amerikan ve Fransız tecrübeleri modern popülist rejimlerin kökleri olarak kabul edilir. Popülizm, siyasal bir ideoloji olarak değil, toplumu elit karşıtlığı üzerinden harekete geçiren, ‘demokratik’ ve çoğu zaman milliyetçi bir akımdır.
1930’lu, 40’lı, 50’li yıllarda Latin Amerika popülist-milliyetçi liderlerle yaşamıştır. Arjantin’de Juan Domingo Peron, Brezilya’da Getulio Vargas, Peru’da Viktor Raul de la Torre, Ekvator’da Maria Velasco Ibarra, Kolombiya’da Jorge Eliecer Gatian gibi. Gatian, popülizme “Ben bir insan değilim, ben halkım” mottosunu kazandıran kişidir. Gatian, 1948’de öldürülür. Fidel Castro ve Juan Peron üzerinde güçlü bir etkisi olduğu, daha sonra da Venezuela’nın popülist lideri Hugo Chavez’i etkilemiştir.

Juan Domingo Peron ve eşi Eva Peron, 4 Haziran 1952’de ikinci başkanlık seçimi sonrasında düzenlenen törende kalabalığı selamlarken.
Fotoğraf: Wikimedia Commons
Latin Amerika popülizmi, toplumun çok farklı kesimleri ve sınıflarıyla güçlü koalisyon kurma becerisi, sol ve sağ düşünceden de beslenme, anti-elitist, anti-oligark, karizmatik liderlik ve otoriterlik gibi ortak özellikler taşır. Toplumu harekete geçirmek için radyoyu çok verimli kullanmışlardır.
Kolonyal dönemden kalan ailelerin yönetim, bürokrasi ve kültür hayatında etkili olmalarına her sınıftan insanın başkaldırışıdır.
Latin Amerika popülizmi devrimci değildir ama toplumu çok iyi mobilize eder.
Sömürgecilik devrinden kalan geleneksel ilişkileri kırar ama üretim ilişkilerini temelden değiştirmez. Korumacı ama kapitalisttir.
Latin Amerika popülizmi, 1950’lerden, özellikle Kuba Devrimi’nden sonra değişir; sol popülist hareketler baskın olmaya başlayınca ABD müdahalesi ve darbeler birbirini izler. ABD, sağ popülist hareketlere destek verir; anti-komünist söylemlerle Latin Amerika’da Soğuk Savaş sert yaşanır.
1990’larda Latin Amerika’da sol popülizm liderdi. Hugo Chavez’in 1990’ların sonunda Venezuela’da başkanlık seçimlerini kazanması ve 2012’de ölünceye kadar seçilmeye devam etmesi popülist siyasete güç katmıştır. O da Gatian’ın mottosunu kullanmış, halk olduğunu söylemiştir.
“Gerçek” halkı temsil etme iddiası popülist liderliğin en temel özelliğidir. Bu bazen milliyetçi bir ideolojik refleksle, bazen sadece bir siyasi strateji olarak yapılır. Ama bu temsil, kurulu düzenin elitlerine ve kurumlarına karşıdır.
Oysa “halk” kimdir? Kadınlar halka ancak 20. yüzyılda dahil olmuştur. Halkın içinde farklı ırklar, sınıflar, cinsel eğilimler, farklı dini inançlar vardır; bunların çıkarları birbiriyle örtüşmez. Karl Marks halka nüfus (population), Reich kitle der. “Ben halkı temsil ediyorum,” diyen kimi temsil ediyordur?
Yararlanılan Kaynaklar
Popülizm Tarihine Giriş, Ali Yaycıoğlu, Oksijen, 8-14 Eylül 2023.
Popülizm, Ali Yaycıoğlu, Oksijen, 25-31 Ağustos 2023.
Bülent Somay, Popülizm seminer notları, Sindel Kültür Sanat, 2026.


Leave A Reply