Öncüler’in faal oldukları dönem, MÖ yaklaşık 520-490 yılları, Atina demokrasisinin hemen öncesi ve hemen sonrasını içine alır. Yurttaşlık ve statünün önemli olduğu bir dönemdir; yeni rejim, vatandaşlık rolünü genişletmiş, şehirde yaşayan pek çok “yabancı”yı içine almıştır (tabi sadece köle olmayan erkekleri). Bu tür portrelerin MÖ 490-480 yıllarından sonra yapılmayışı, sosyal sınıflaşmanın yeniden ve hatta eskisinden de daha belirgin şekilde katılaştığına işaret ediyor olabilir. Neticede sanatçı, sosyal olarak en alt sıraya yakın bir konumdaydı. Seramik resminde portrelerin görülmesi ile yaklaşık aynı zamanlarda ve biraz daha sonraları, Atina seramiklerinde erotik sahneler popüler olmuştur. Bu sahnelerin işlendiği seramiklerin çoğunun dış pazarlara satıldığı, bu pazarın özellikle Etruria (Etrüsk) olduğu bilinmektedir.

Yaklaşık olarak MÖ 440’a tarihlenen, Polygnotos Grubu‘ndan bir ressama atfedilen pişmiş topraktan yapılmış testi, Metropolitan Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.
Fotoğraf: Metropolitan Sanat Müzesi’nin Wikimedia Commons‘a bağışıdır.
Klasik dönemle birlikte sanat, artık yalnız tapınaklara ya da yüksek çevrelere değil, daha alt tabakalara da girmiş, şekil ve bezeme bakımından sanat eseri olmak iddiasında eserler ortaya çıkmaya başlamıştır. Seramik vazo ressamları önceleri büyük duvar ve tablo ressamlarının etkisi altında kalmakla beraber mitolojik sahnelerden başka Atina’nın günlük hayatından alınmış çeşitli konuları da kullanmakta, gölge-ışık oyunlarına önem vermekte ve birer sanat eseri saydıkları resimlerinin altına imzalarını atmaktaydılar. İmzalarından tanıdıklarımız arasında Polignotos, Panainos, Mikon, Apollodoros, Parhasios, Timantes vardır. Klasik Çağ insanları, ortak bir ataya, dile, inanca ve kültüre sahip bir ırk olarak kendilerine Hellen, yabancılara Barbaros (Yunanca konuşamayan, dili anlaşılmayan kişi) diyorlardı. Bu ayrım sanata yansıdığında barbarlar tuhaf yaratıklar, devler olarak betimlenirdi.
Güney İtalya’da, en çok Puglia’da, 5. yüzyılda başlayan, 4. yüzyılda gelişen, Attika vazolarını örnek alan bir endüstri gelişmiştir. Buranın vazoları bir süre sonra erken Attika etkisinden kurtulmuş, büyük şekilleri, tiyatro sahnelerini tanımlayan, türlü durumları gösteren, insan figürlerinin yanında mimari betimlemelere de yer veren, büyük kompozisyonları, göz alıcı çok renklilikleri ve zengin bezemeleriyle dikkat çeken eserler, MÖ 3. yüzyılda bölgenin Romalıların eline geçmesiyle yavaş yavaş ortadan kalkmıştır.
5. yüzyıl üç ana safhaya ayrılır:
Erken Klasik MÖ 500-450
Geçiş Üslubu MÖ 500-480
Sert Üslup MÖ 480-450
Olgun Klasik MÖ 450-400
Parthenon Üslubu MÖ 480-430
Zengin Üslup MÖ 430-400
Geç Klasik MÖ 400-330
Yararlandığım kaynak Dr. Nurcan Yalman seminer notlarıdır.


Leave A Reply