İndus Vadisi’nde ilk el yapımı çömlekler MÖ 5000 yıllarına tarihlenir. 3500 yıllarında çömlekçi çarkının bulunması ile yapılan çanak çömlek sayısında büyük bir artış olmuştur.
İndus yerleşimlerinde pek çok kap, bütün ve parçaları, bulunmuştur. Bunların bazısı dekorlu, bazısı dekorsuzdur. Bölgenin kili güçlü bir kırmızıdır. Kil malzemenin kimisi güneşte kimisi ateşte pişirilmiştir. Kazılarda fonksiyonlarına göre şekil verilmiş çok çeşitli kap bulunmuştur. Tahıl depolamak için büyük küpler, su, yağ gibi likitleri koymak için kaplar gibi. Büyük küplerin önce çömlekçi çarkında yapılıp sonra elle düzeltildiği anlaşılıyormuş (1).

İndus Uygarlığı’nda bir tek Mohenjo Daro’da atölyesi olan, adına stoneware denen çok üstün, mat porselen hamuruna benzeyen, özel bir halka bilezik yapımında kullanılan bir seramik hamurundan bahsediliyor. Bu halkaların pişirilmesi, Çin Kutuları denen, iç içe geçen özel kaplarda yapılıyormuş. Bu bileziklerin bir statü göstergesi olduğu düşünülüyor.
İndus Vadisi’nde bulunan ve yaklaşık olarak MÖ 3200-1500 yılları arasına tarihlenen pişmiş kilden yapılma küçük, çeşitli hayvan figürinleri sayıca pek çoktur. Bazılarına tekerlek takılmış, boyunlarına da bir delik açılmıştır. Oyuncak oldukları düşünülmektedir. Bir de kilden yapılma, büyük kısmı kuş biçiminde düdükler vardır (2).
İndus Vadisi’nde bulunan ve yaklaşık olarak MÖ 3200-1500 yılları arasına tarihlenen yüksek ısıda pişmiş kilden yapılma objelerin hamurunda ince kum taneleri, ezilmiş kabuklar, kireç taşı ya da mika veya ikisi birden tespit edilmiş (3).
Kırmızı üzerine siyah süslerle bezenmiş çömlekler Belucistan, Sind ve Güneydoğu Afganistan‘da bulunmuş.
Vadide, daha modern bir teknolojinin geliştirilmesi sonunda çok mükemmel gri renkli bir çömlek yapımına başlanmıştır. Belucistan’da ve İndus Vadisi’nde birbiriyle ilişkili, ama aynı zamanda da farklı toplumsal ve etnik grupların oluşturduğu Harappa ya da İndus Vadisi Uygarlığı MÖ 2500 yıllarında ortaya çıkmıştır.
Çömlekler şaşırtıcı şekilde muntazamdır çok sayıda fırının varlığı çömleklerin bu bölgede yapıldığını gösterir ancak en yaygın tarz olan üzeri erik kırmızısı dal, siyah çiçekler, balık pulu ve geometrik desenlerle kaplı sert seramik kaplara her yerde rastlanmaktadır (4).
Çok küçük yerleşim yerlerinde bile yüksek kaliteli çömleklere, mühürlere ve metal nesnelere rastlanmış. Bütün bunların, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerine atfedilenlere oranla çok daha eşit dağılmış bir refah düzeyinin varlığına işaret ettiği düşünülüyor (5).
Seramik yapımında kayıp mum döküm tekniği (cire perdue, lost-wax casting) de kullanılmış (6).
Çömlekçilerin, metal işleyenlerin ve tuğla yapımcılarının atölyelerinin şehir dışında olduğu ve günümüzde alüvyonun metrelerce altında kaldığı düşünülüyor. Şehrin içinde izine rastlanan atölyelerin böylesine kalabalık bir nüfusun talebini karşılamaya yetmeyeceği fikri araştırmacılara bunu düşündürmüş. Şehir içindeki atölyelerin lüks üretim yaptığı tahmin ediliyor. Şehir içindeki işyerlerinin çoğu, sabun taşından üretim yapanlarmış. Sabuntaşı (steatit), mühür yapımında kullanıldığı gibi tozu seramik yapımında; tozu ve küçük parçaları seramiği ısıya dayanıklı hale getirmeye, fayans yapımında parlaklık sağlamada, yani pek çok amaçla, pek çok alanda kullanıldığından sabuntaşı işleyenler, zanaatkarlar arasında en prestijli olan ustalarmış.
Yararlanılan Kaynaklar
(1) The Indus Valley Civilisations (Harappan Civilisation), Madgavkar Trust Mumbai, Chhatrapati Shivaji Maharaj Vastu Sangrahalaya, 2006.
(2) The Mumbai Museum Guidebook, Kalpana Desai ve Joseph St. Anne, Chhatrapati Shivaji Maharaj Vastu Sangrahalaya, 2008. Sayfa 29.
(3) A.g.e., sayfa 28.
(4) Hint Dünyası, Gordon Johnson, İletişim Yayınları, 1998. Sayfa 58, 59.
(5) A.g.e., sayfa 62.
(6) The Indus Valley Civilisations (Harappan Civilisation).


Leave A Reply