Kolhisliler, her beş yılda bir Pers kralına vergi olarak gönüllü yüz genç erkek ve yüz genç kız köle gönderiyorlardı.
Gürcüler, David Marshall Lang, Ceylan Yayıncılık, 1997. Sayfa 67.
İrlanda’da The Burren adı verilen ve buzul çağından kalma kireçtaşından oluşan kayalıklara, 1651 yılında, o zamanlar İngiltere’nin idaresini elinde tutan Oliver Cromwell, en iyi generallerinden biri olan Ludlow’u yollamış. Ludlow da burayı ilk kez gördüğünde şöyle demiş: “Öyle bir ülke ki, burada insanı ne boğacak kadar su ne asacak kadar ağaç ne de gömecek kadar toprak var.” İngiliz general, sömürgeci olarak geldiği ülkeyi adam öldürmek üzerinden tarif etmiş.
İrlanda Defteri, Meltem Gürle, Can Yayınları, 2025. Sayfa 183.
Sömürge Hindistan’ında İngiliz ve Avrupalı yetkililerin yaşadığı, çoğunlukla yerel halkın girmesine izin verilmeyen yerleşim bölgelerine sivil yerleşke adı verilirdi.
Kutup Yazı, Damon Galgut, Delidolu, 2026. Sayfa 136.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Zimbabwe, 2024.
18. yüzyılın başından itibaren Avrupa’da ekonomik büyümenin hızlanmasına yardımcı olan şeker ticaretinden sağlanan karlardı. Ortadoğu’nun şeker tekelinden kurtulmak isteyen Avrupalılar, önce Brezilya daha sonra Batı Hint Adaları’nda şeker bitkileri yetiştirmeye başladılar. Şekerkamışı tarımı emek yoğun bir ekonomik faaliyettir. İki olası işçi kaynağı vardı: Yeni Dünya’nın yerli nüfusu ve Avrupalı işçiler. Yeni Dünya’nın yerlileri, fatihlerin beraberinde getirdikleri çiçek, kızamık ve sıtma gibi hastalıklarla kırılmıştı. Göç masrafları karşılığında yıllarca boğaz tokluğuna çalışmayı kabul eden Avrupalı işçiler ise gereken iş gücünü karşılayabilecek sayılardan uzaktı. Bu durumda sömürgeciler gözlerini Afrika’ya çevirdiler.
O zamana kadar Batı Afrika’dan köle ticareti, Akdeniz çevresinde Faslı ve Berberilerin yürüttüğü Sahra-Ötesi ticaretin bir uzantısı olarak Portekiz ve İspanya‘nın iç pazarlarıyla sınırlıydı. Ancak, şeker tarımından büyük servetler kazanmak imkanı, köle ticaretinde patlamaya yol açtı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Prusya, Danimarka, İsveç ve daha sonra da Brezilya ve ABD milyonlarca Afrikalıyı köle olarak Yeni Dünya’ya taşıdılar. Şeker köle emeğine dayanan tek ürün değildi ama muhtemelen en önemlisiydi. Yeni Dünya’daki Afrikalı kölelerin yaklaşık üçte ikisi şekerkamışı plantasyonlarında çalıştırılıyordu.
Batı Hint Adaları’ndan Avrupa’ya ilk köle ürünü şeker sevkiyatı 1515 yılında yapıldı. 16. yüzyılın ortasında Brezilya, Meksika ve birçok Karayip adasındaki İspanyol ve Portekiz yerleşimleri şeker üretiyordu. Afrika’dan bu plantasyonlara yılda gönderilen köle sayısı on bini buluyordu. 17. yüzyılda Batı Hint Adaları’ndaki İngiliz, Fransız ve Hollandalı sömürgecilerde şeker kamışı yetiştirmeye başladılar. Şeker için talep hızla büyüdü. Şeker rafinasyonunun yan ürünlerinden olan Rom adlı içki talebi daha da arttırdı.
Üç buçuk yüzyıl süren köle ticareti boyunca Afrika’dan Amerika kıtasına 50 milyonun üzerinde Afrikalı’nın taşınmış olduğu hesaplanıyor. Bu sayıya köle avı baskınlarında ya da kıtanın içlerinden kıyıya götürülürken veya deniz yolculuğunun korkunç koşullarına dayanamayıp ölenlerin sayısı dahil değil.
18. yüzyılın sonunda İngiltere’nin Batı Hint Adaları ticaretinden elde ettiği gelir, dünyanın geri kalanıyla olan ticaretinin gelirinden kat kat fazlaydı. Aslında şeker ve şeker ürünleri, 18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın başlarında önce İngiltere ardından da Fransa’da Sanayi Devrimi’ni başlatacak olan muazzam sermaye birikimi ve hızlı ekonomik büyümenin kaynağıdır.
Napolyon’un Düğmeleri, Penny Le Couteur ve Jay Burreson, Metis Bilim, 2014. Sayfa 62-65.


Leave A Reply