


Dikdörtgen mühürlerdeki desenlerin arasında bazıları gerçek, bazıları hayal ürünü hayvanlar (tekboynuzlu-unicorn), korkunç yaratıklar ve vahşi hayvanlarla savaşan kahraman figürleri yer alır. Hayvan figürlerinin ayrıntıları hatasız çizilmiştir. Mühürlerde, ya da başka bir buluntuda at betimine rastlanmamıştır; atın Aryanlarla birlikte bölgeye geldiği düşünülmektedir (1). Geometrik desenler arasında swastikalar ve eşit uzunlukta kolları olan haçlar yer alır. Mühürlerin arkasında ipe asılmalarına yarayan delikler vardır. Mühürlerin kimlik yerine ya da muska olarak kullanıldığı da düşünülüyor. Ancak mezarlarda hiç mühür bulunmaması mühürlerin kimlik niteliği taşıdığı görüşünü şimdilik çürütmüş görünüyor (2). Mühürlerin dini değil, ekonomik araçlar olduğu, imza yerine geçtiği de düşünülmüş (3).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Lahor Müzesi, 2024.
Birçok mührün üzerinde gemi resmi olması, ulaşımın büyük ölçüde deniz yoluyla sağlanmış olabileceğini de düşündürmektedir. Denizaşırı ticaretin MÖ 3000’lerde yapıldığı biliniyor. MÖ 2600-MÖ 1800 yılları arasında İndus Uygarlıkları ile Mezopotamya ve İran Körfezi arasında deniz ticareti olduğu biliniyor. Mezopotamya yazıtlarında İndus Uygarlığı’nın Meluhha adıyla anıldığı düşünülüyor (4).
İndus Vadisi mühürlerine, boncuklarına, ağırlık ölçülerine ve buna benzer başka nesnelere Mezopotamya’da ve İran’da; oradan gelmiş altın kolye boncukları ve boyalı çömleklere de Altkıta’da rastlanmıştır. Bu buluntulardan, Harappa ile Mezopotamya arasında sınırlı da olsa bir irtibatın olduğunu anlıyoruz. Harappa’ya ithal edildiği tespit edilmiş mal ve menşeleri şöyledir: Umman ve Afganistan’dan bakır; Orta Asya’da Fergana Vadisi’nden, İran ve Kazakistan’ın doğusundan kalay; Afganistan’da Kokcha Nehri vadisinden lapis lazuli; Horasan’dan turkuaz taşı; Türkistan ve Türkmenistan’dan yeşim taşı. Harappa tüccarlarının Bahreyn Adaları’nda koloniler kurduğu da biliniyor (5).


Deniz ticareti gemilerle yapılırken kara ticareti ise bir ya da iki öküzün çektiği arabalarla yapılırdı. Oyuncak olarak yapıldığı düşünülen kilden yapılmış olanları bize fikir veriyor. Bu arabaların MÖ 2600’da başlayan kullanımı günümüzde Pakistan’ın Pencap Eyaleti’nde devam etmektedir (6). Hint sığırları tarafından çekilen tekerlekli arabaların kil figürleri, İndus Uygarlığı’nın, öküz arabalarını kullanan ilk kültürlerden biri olduğunu gösteriyor (7).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Lahor Müzesi, 2024.

Mohenjo Daro’da bulunmuş yüklü bir araba figürini.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Pakistan Ulusal Müzesi, Karaçi, 2024.
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Save Mohenjo Daro, Madad Ali Sindhi, Mohen Jo Daro Excavation ve Government of Sindh Culture Department, 2022. The Rise of the Indus Civilisation, Rafique Mughal. Sayfa 44-50.
(2) Save Mohenjo Daro, Madad Ali Sindhi, Mohen Jo Daro Excavation ve Government of Sindh Culture Department, 2022. Burial Practices in Harappa, A. Halim. Sayfa 138-146.
(3) Pakistan Ulusal Müzesi bilgilendirme levhası.
(4) Lahor Müzesi bilgilendirme levhası.
(5) The Indus Valley Civilisations (Harappan Civilisation), Madgavkar Trust Mumbai, Chhatrapati Shivaji Maharaj Vastu Sangrahalaya, 2006.
(6) Lahor Müzesi bilgilendirme levhası.
(7) Hint Dünyası, Gordon Johnson, İletişim Yayınları, 1998. Sayfa 60, 61, 62.


Leave A Reply