Çömlekçi, Antikçağ’ın üretim dünyasında o kadar önemli bir şahsiyetti ki yeteneği demiourgos’a, evreni ‘işleyerek yaratan tanrı’ya aktarılmıştır, ki bu tanrı Romalı bir çömlekçi gibi nesnelere, öznelere, kavramlara ve vazolara – içine toprak, bitki ve çiçek alan, onları içinde tutan saksılar gibi vazolara – biçim veren, onları yoğuran, üreten zanaatkar bir tanrıdır.
Aziz Pavlus’un imgelemine göre ‘Üstün gücün bizden değil, Tanrı’dan kaynaklandığı bilinsin diye bu hazineye toprak kaplar içinde sahibiz’. Burada toprak kaplar, kırılgan olmaları nedeniyle insan bedenini simgeler. Klasik hazine de her zaman tencere şeklindeki toprak çömleklerde saklanır. Plautus’un (MÖ 254-184) Çömlek adlı komedyası da bunun üzerine inşa edilmiştir.
Küçük Şeylerin Felsefesi, Francesca Rigotti, Notos Kitap, 2025. Sayfa 105, 106.

Orta Avrupa’da bulunmuş memeli bir kap.
Fotoğraf: Archaeology&Civilizations

Silezya’da bulunmuş memeli Kelt seramiği. Yaklaşık MÖ 1300’lere tarihlenmekte olan, Polonya ile Almanya arasında bölünmüş Orta Avrupa’da tarihi bir bölge olan Lausitz’de de çok memeli bir kap bulunmuş. Bu tür objelerin, tanrıçalara tapınılan antik dönemde, dini tapınmalar için kullanıldığına inanılıyor olsa da gerçek anlamları ve kullanım alanları gizemini koruyor-muş.
Memenin Tarihi, Marilyn Yalom, Çitlembik Yayıncılık, 2002. Sayfa 10.
Fotoğraf: Archaeology&Civilizations
Antik bir efsane seramiğin babası Keramos’un Dionysos ve Ariadne aşkının ürünü olduğunu anlatır. Yani Yunanlar şarap tanrısıyla tanrıların içkisi şarabın kabını doğal olarak aynı kefeye koyarlar. Yunan bağcıları tarafından MÖ 7. yüzyıldan beri kullanılan amforaların üzerlerinde farklı desenler olabilir ama her zaman dikine iki kulp bulunur (zaten amfora adı da buradan gelir). Deniz yolculuğunun ardından bir kara yolculuğu gerektiğinde amforalar keçi derisinden tulumlara aktarılırdı, bu tulumların içi katran bulanarak sıvı sızdırmaz hale getiriliyordu. Bu usul sakızlı şarap yapımı için günümüz Yunanistan’ında hala kullanılır.
Şarabın Tarihi, Jean-François Gautier, Dost Kitabevi Yayınları, 2005. Sayfa 88.


Leave A Reply