
1990 yılından beri kullanılan Macar armasının en üstünde Macaristan’ın ilk kralı I. Istvan’ın (?-1038) tacının bir örneği olan Kutsal Macar Tacı vardır. (Yazıya görsel için ‘en Macar nedir’ diye düşünürken bunun Istvan olduğuna karar verdim. 1990’da 9 yüzyıl sonra, resmi devlet armasının başına tac oluyorsa, günümüzde parlamento binasında muhafaza ediliyorsa kendileri de böyle düşünüyor olmalı.) Budapeşte’de Kale bölgesinde ünlü heykeltıraş Alajos Strobl’nin (1856 -1926) eseri olan Aziz Istvan heykeli.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2023.
Tibor Dery (Dev – düşünün Varlık 1968 baskısı!, Eğlentili Bir Gömme Töreni, Niki) ile başlayan Macar edebiyatı sevdam, Ferenc Molnar (Pal Sokağı Çocukları), Ferenc Herczeg (Mavi Tilki, Bizans), Istvan Örkény (Bir Dakikalık Öyküler), Imre Kertész (Doğmayacak Çocuk İçin Dua), Magda Szabo (Kapı, Iza’nın Şarkısı), Agota Kristof (Dün, Okumaz Yazmaz, Önemi Yok), Laszlo Krasznahorkai (Seiobo Orada Aşağıdaydı, Direnişin Melankolisi) ile devam etti.
Ama favorim Sandor Marai (1900-1989).
En son okuduğum kitabı Mumlar Sonuna Kadar Yanar, insanı edebiyatın harika dünyasına taşıyan kitaplardan biri. Günümüz eserlerinde olmayan, sizi içine alan bir aurası var. En son 2014’te okuduğum Sandor Marai hiç aklımda yokken Yekta Kopan’ın yazısı ile kitabı aldım: bir başyapıt diyordu (1). Yıllarca sabırla beklenen günün gelmesiyle gerçekleşen bir hesaplaşma. Ama yıllar geçerken konunun zihinde hep yeniden ve yeniden canlandırıldığının anlaşıldığı; dostluk ve sadakat kavramlarının derinlemesine irdelendiği; ihanetin ne olduğu ve ne olmadığının dürüstçe dile getirildiği, okuyucuya bildiğini düşündüğü kavramları tekrar değerlendirten bir eser. Duygusal derinliği ve gerilimi ile 120 sayfalık bir ziyafet. İyi ki “rafta kalmamış.”
2009 yılında okuduğum Eszter’in Mirası da bir geçmişle hesaplaşma öyküsü. Belki her hayat öyle ama yazarın hayatının geçmişle hesaplaşmaya çok uygun olduğunu düşündüm: İki dünya savaşı, faşistler, komünistler, bazılarına göre sürgün bazılarına göre göç, eşi Yahudi olduğu için ailesinde yaşanan acılar bana bunu düşündürdü.
1934’te basılmış olan Bir Burjuvanın İtirafları bize modern Batı dünyasının o dönemini çok güzel anlatıyor. Seçkinlik önemliydi; seçkin olan ve olmayan işler, seçkin diller, seçkin spor dalları ve her şeyin seçkin olan ve olmayanı vardı. Marai için kültürü üreten, geleceği temsil eden burjuvazi İkinci Dünya Savaşı ile yok edilmişti.
Macar dili için savaş vermiş yazarın Budapeşte’deki 1956 Devrimi anıtında, 1956 Macar Ayaklanması sırasında ölenlere ithaf ettiği şiirinden dizeler yer alıyor (2).
*Yazıyı, bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü açıklanıp, listedeki Nobel’liler ikiye yükselmeden önce yazmıştım ama fikrim değişmedi. Zaten Krasznahorkai’nin edebiyat fakültesi mezuniyet tezi de sürgündeki Sandor Marai üzerineymiş (3).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Zamanın İzinde Bir Hesaplaşma, Yekta Kopan, Oksijen, 4-10 Nisan 2025.
(2) 20. Yüzyılda Latince Konuşmak: Sandor Marai, Ömer F. Oyal, k24kitap.org, 13.02.2025.
Mumlar Sonuna Kadar Yanar, Sandor Marai, YKY, 2025.
Eszter’in Mirası, Sandor Marai, YKY, 2009.
Bir Burjuvanın İtirafları, Sandor Marai, Can Yayınları, 2010.
(3) Direnişin Melankolisi ve Yedi Nefeste Krasznahorkai, Ömer F. Oyal, K24kitap.org, 8.2.2024.


Leave A Reply